top of page

Ben İspiyoncu Değilim!

Picture7.jpg

Kendimizi bir saniyeliğine bile zorbalık kurbanı arkadaşımızın yerine koymaya çalışmamız, onun için üzülmemize yeterlidir.

​

Ancak bu fazla empati insana yorucu, hatta her şeyden önce mağdur arkadaşımızın durumunu değiştirmek için yetersiz gelebilir. Yine de empati kurmak, daha kaynaşmış bir sınıf ve daha huzurlu bir ortam için bir ilk adımdır.

Zorbalığa sıklıkla şahit olsak da çoğu zaman müdahale edecek kadar sorumluluk hissetmeyiz, çünkü başkası, yani bir yetişkin ya da mağdurun daha yakın bir arkadaşı müdahale etmeli diye düşünürüz. Bu düşünce özellikle zorbalık çevrim içi ortamda yapıldığında daha güçlüdür. Gençler bu gibi ortamlarda bu gibi yanlışlara sık sık rastlarlar ve zorbayı şikâyet etmenin, mağdur için birinden yardım istemenin onların görevi olmadığı gibi düşüncelere kapılırlar.

​

Fakat hiçbir şey yapmamak meydanı zorbaya bırakmak demektir. Bu sadece mağdurun durumunu kötüleştirir ve sınıfın huzurunu bozar.

​

Müdahale etmenin zorbanın sınıftan aldığı desteği kesmekten zorbalığı yetkililere bildirmeye kadar birçok yolu var.

​

​

​

​

​

Genellikle şu yanlış kanılarımızdan ötürü zorbaya müdahale etmiyoruz:

​

  • “İspiyoncu” olarak nitelendirilmekten korkuyoruz. Aslında, durumu birine anlatmak ispiyonculuk değildir, zor durumdaki bir sınıf arkadaşımıza yardım ederek görevimizi yapmaktır. Güvendiğimiz bir yetişkine durumu anlatmalı, ya da mağduru anne babasından ya da bir öğretmenden yardım istemesi için teşvik etmeliyiz.

​

  • “Mağdur kendini savunmuyorsa durumdan şikayetçi değildir” diye düşünüyoruz. Bazıları mağdurun tekrar tekrar zorbalığa karşılık vermediğini görünce mağdurun durumu umursamadığını sanıp müdahaleye gerek duymaz.

​

Son olarak, korkuya teslim oluyoruz. Zorbalar zaman zaman yaptıklarını şikâyet etmek isteyenleri tehdit eder. Bu nedenle, zorbalığa tanık olanlar müdahale edemeyebilir. Eğer tüm sınıf birlik olursa saldırgana yaptığının yanlış olduğunu gösterebilirler.

Picture8.jpg
bottom of page